Akşam Vakti a 20:44
Mersin AÇIK 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Cennete gitmek için önce ölmek gerek

Cennetler, iman edip hayatını iyilik ve güzelliğe adamışların, Allah yolundan dönmemişlerin, Sırat-ı Mustakimden ayrılmamışların, kötülüğe bulaşmamışların ve kötülükle mücadele etmişlerin hakkıdır. Cennetler güzeldir, serindir, akla gelmeyecek nimetlerle doludur, korkusuzluktur, selamettir, esenliktir. Ama cennetlere gitmek için önce ölmek gerektir.

Ölmek, gerçek manada bedensel anlamda da, mecazi manada ise manevi anlamda ölmektir ve yazımıza esas olan elbette manevi ölümdür. Manevi olarak ölmek; aslında yeniden doğmak, Kur’an ile, iman ile nasiplenerek, hikmet ve hidayet ile ermek, kamiliğin kapısından geçmek, berzah ötesini görebilmek ve hayatın nafileliğini idrak edebilmektir.

Manevi ölüm, telaş ve koşturmacaların sonu, beyhude heveslerin sindirilmesi, şeytanlara kulak tıkama, şehvet ve hırsın zirvelerinden tevazu ırmaklarına inmektir. Yeniden doğuş veya ikinci hayat da denilen bu aydınlanma hareketine erebilmek için eski alışkanlık ve dürtülerden kurtulmak lazım gelir ki bu kurtuluş her şeyin terki, hayata yeniden başlamak için vedalaşmaktır. Yani adeta bir ölümdür ve yeniden diriliş nasıl hak ise ve yaşanacaksa insan ölmeden ölebilmeli, derin uykusundan bu ölüm ile uyanmalıdır.

Paraya, makama, servete, lükse endeksli gereksiz bir yaşam için tüketilen nefesler hakikati görmek ve boş heveslerden vazgeçmek zorundadır ki bu mevcudun üzerine inşa edilecek bir sıra daha tuğla değildir, o duvarı yani kabulleri yıkıp yeniden bir duvar örmeye başlamaktır. Bu ölüm şekilsel değil kalbidir. Geçici bir tutku değil kalıcı bir değişimdir. Zorla değil istekledir.

Hak ve adaletten ayrılmamayı emreden Allah ile, daha çok para kazanmak umuduyla adi mal kullanmayı emreden patron arasında tercih yapmak ve hak olanı seçmektir. Manevi ölüm, aşınmışlıkları sonlandırmak, dejenere olmuş alışkanlıkları taze umut ve güzelliklerle tamir etmek için tüm kabulleri yıkabilmektir. Yanlış öğrenilenleri, yanlış öğretilenleri bir çırpıda terk etmek ve sadece Kur’an’a kulak vermek için zihni ve kalbi boşaltmaktır.

Bu ölüm; Kur’an ile yeniden yapılanmak için örflere, rivayet ve uydurma hadislere, hurafelere nokta koymak, Allah kelamına kulak vermektir. Farzları sünnetin üzerine geçirip, ibadet, ahlak ve salih amelin öncesine kalın harflerle iman yazabilmektir. Bunları yapmak için evet manevi olarak ölmek lazımdır ki telaşlarla, meşguliyetlerle dolu dünya yaşamı aksine müsaade etmez ve yanlış kabullerimiz o denli fazladır ki geri dönüşüm deposuna sığmaz. Teşbih yerindeyse resetlenme yetmez, bilgisayara format atmayı gerektirir.

Bunu yapmak kolay değildir. Külfetsiz ve sorunsuz asla değildir ki en başta en yakınlarımız dahi itiraz edecek ve anlamayacaktır. Değişim ve değiştirmeye niyetli bir kalbi ve zihni anlamayacak ve dünyayı değiştirememekle suçlayacaklardır. Bilemeyeceklerdir ki değişim fertle başlar ve dünya değişmese de Kur’an’a dönebilenler müsterih olacaktır. Bunu yapmak, yobazları, dincileri, siyasal islamcıları, kafirleri, müşrikleri, münafıkları üzecek hatta kızdıracaktır. Belki işten kovulmaya, parasız kalmaya, belki aç ve açık kalmaya sebep olacaktır. Ama ertesi sabah dünya yepyeni ve toz pembe olacak, gerçekler görünür, hakikat anlaşılır olacaktır ve ayetler her yerden Allah diye bağıracaktır.

Haram servetlerle kazanılan malikanelerin yerine yoklukla, açlıkla sınanan bir hayat gelecek ama bu hayat huzur verecektir. O pahalı arabalar yerine belki yayan gidilecek ama varılacak yerde bizi mutluluk karşılayacaktır. Sistemin insanları bu hareketimizden tedirgin olacak ve bize şüpheyle yaklaşacak ve geride bıraktığımız şeylere mana veremeyecektir.

Hurafelerle, rivayetlerle din diye sarmaş dolaş olanlar elbette gerçeklere kapalı kapılarının ardından hikmet deryasını izleyemezler. Onlar idrakten yoksundur ve kalpleri mühürlü olduğu için de hidayete uzaktırlar. Oysa Kur’an ile yeniden yapılanma gayesindekilerin daha ilk günden gözleri görmeye, kulakları duymaya, kalpleri sevmeye başlayacaktır. Karanlıklar dağılacak, kapılar açılacak, saadetler esinti olup bedene rahatlık verecektir. Helal ve temiz olanla yetinen, az ama paylaşılan nimetlere saygı duyan, lüks ve israf yerine tevazuyu seçen bu manevi ölülerin iman kardeşliği ise güç verecektir.

Dinin bölünmüşlüğüne, her bölünmenin ayrı kokuşmuşluğuna darbe vuran, set şeken bu kahraman hareketin temsilcileri elbette mükafata da erecek, en başta Kur’an’ın şefaatine mazhar olacaktır ki O’nun kalbe verdiği ferahlık tüm acıları unutturacaktır. Şeklen değil ama kalben bu hicreti yaşayabilenler, manevi olarak öldükten hemen sonra yeniden dirilişle uyanacak ve bu sayede ahiret dirilişini de yaşamış ve tecrübe etmiş olacaktır. İşte Kur’an emri olan hicret de bir anlamda budur. İşte ölmeden önce ölünüz emrinin hikmeti budur. Çünkü insanlar uykudadır ve ölünce uyanırlar.

Ölmeden önce ölmeyi başarabilenler, nefislerini öldürebilenler, yasak ve tehlikeli şehvet ve heveslerden, kin ve nefretlerden uzaklaşabilenlerdir. Bedenin taşıdığı ruhu yüceltmenin, ahlakı kamilleştirmenin, salih amelde yarışmanın, imanı kuvvetlendirmeye çalışmanın, nefsi temizlemesi için Allah’a yalvaranın çaresi, devası durumundaki bu ikinci hayat, Kur’an ile nefes almak ve hayatı Kur’an penceresinden yaşamaktır.

İyiliği, güzeli, temiz ve helali emreden Kur’an’a kulak vermeye başlayanlar, kötülükten uzaklaşmayı ve kötülükle mücadele etmeyi emreden Kur’an’a gönül verenler eski zaaf ve noksanlıkları için kahrolacak ve göz yaşları içinde, acizliğini bilerek tevbeye sarılacaktır, secdeye ve duaya yönelecektir.

Kur’an ile yeniden yapılanmayı dileyenlerin secdeleri de adeta birer miraca dönecek, huşu yakalanacak ve din gerçek değerini bulacaktır. O halde ölünüz. Ölmeden önce ölünüz ki Kur’an ile yeniden doğabilesiniz! Bu ölümü gerçekleştirebilirseniz cennetler size mekan olacaktır. İnşallah.

kaynak: imanilmihali

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Peygamberimizi ve imanı tanımalı sonra Kur’an-ı Kerim’e müracat etmek lazım gelir.

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0