İmsak Vakti a 02:00
Mersin AÇIK 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • Rıfat Şentürk
  • Blog
  • Erkek hegemonyasının ”Kadına Şiddet” üzerindeki etkileri ve kadına şiddetin boyutları neler?

Erkek hegemonyasının ”Kadına Şiddet” üzerindeki etkileri ve kadına şiddetin boyutları neler?

Kadına şiddet bilindiği gibi ülkemizin ve tüm dünyanın en büyük ortak sorunlarından biri. Kadına yönelik şiddetin boyutu o kadar artmış durumdaki dünyada yaşayan her 3 kadından birisi cinsel ya da fiziksel şiddete maruz bırakılıyor. Şiddeti uygulayanlara baktığımızda ise şiddet mağduru kadınların eşleri ya da erkek arkadaşlarının başı çektiği görülüyor. Peki, kadının toplum içinde yerleştirildiği kalıpların kadına şiddet üzerindeki etkileri neler? Kadının toplumdaki yerini incelemek, kadına karşı gösterilen şiddeti anlamak için ideal bir yol alacaktır.

Kadının toplum içindeki yeri konusuna baktığımızda kadınların aktif yaşamın geri planında kaldığı görülüyor. En ilkel toplumlardan tutunda modern toplumlara kadar, her toplum kadına bir görev addetmiştir. Hemen hemen her toplum, çocuk doğurma ve çocuğu emzirme yetisine sahip olduğu için çocuk bakımını kadınlara yüklemiştir. Hatta etimolojik bir değerlendirme yaptığımız zaman kadını çağrıştıran ilk kelimeler ‘sabırlı, besleyici ve anaç’ kelimeleri olmaktadır. Diğer yandan TDK’nin kadın tanımını ele alalım. ‘Annelik ve ev yönetimi bakımından gereken erdemlere ve becerilere sahip olan’ tanımlamasını ‘kadın’ sözcüğünün karşısında görebilirsiniz. Başka bir kadın tanımına baktığımızda ise ‘evlenmiş kız’ ifadesini görüyoruz. Bu noktadan hareketle erkek hegemon toplumlarda kadınlara yüklenen görevlerden birisinin de erkeklerin cinsel ihtiyaçlarını karşılamak. Kadına verilen görev ve toplum içerisindeki yeri ‘annelik’ ve ‘ev işleri’. Peki, anne olmak istemeyen ya da ev işleri ile ilgilenmek istemeyen kişiler ‘kadın’ olamıyor mu?

Aslına baktığımız zaman kadına şiddet tam olarak bu noktada vuku buluyor. Yani kadına şiddet bireysel bir suç olmasının yanı sıra toplumsal nedenlere dayanıyor. Şimdi, kadına şiddet olaylarını daha yakın bir perspektiften inceleyelim.

Erkek Hegemonyasının Kadına Şiddet Üzerindeki Etkileri

Erkek hegemonyası kadına şiddetin en temel sebebi olarak karşımıza çıkmakta. Peki, erkekler neden hegemonya kurmak istiyor? Neden kadınları baskı altında tutmak istiyor? Çünkü bu arzular erkeklere toplum tarafından veriliyor. Ataerkil yapıya sahip olan toplumlar kadınları, erkeğin gölgesinde yer almaya mahkûm bırakıyor. Görevi ev işi yapmak, cinsel ihtiyaç karşılamak ya da annelik yapmaktan ibaret olan kadınlar baskı ve şiddet uygulanmasına açık hale getiriliyor.

Kadına verilen tanımlar ve yüklenen görevler, erkek hegemonyasını ve kadına şiddeti legalize ediyor. Kadınları annelik yapmaktan ibaret gören bir toplumda annelik yapmayan kadınlar şiddete açık hale geliyor. Ya da ‘evlenmiş kız’ tanımındaki kadının bakireliğine yönelik çıkarımlar, kadının cinsel şiddet maruz kalmasına neden oluyor. ‘Kadınlık’ görevini yerine getirmeyen bir kadın, söz konusu tanımlara göre toplumdan dışlanıyor. Bu da erkeklerin şiddet uygulamasını açık hale getiriyor.

Peki, kadına şiddetin boyutları neler?

Dünya üzerinde yaşamakta olan her 10 kadından 8’i şiddete maruz kalıyor. Psikolojik şiddet, şiddet türleri arasında en çok karşılaşılan. Zaten, erkek bireylerin psikolojik şiddet uygulamak için bir şey yapmalarına gerek kalmıyor. Görevi ev işleriyle ilgilenmek olan kadın, dünyaya gelmesinden itibaren psikolojik bir şiddetin altında. Düşünelim, toplum normlarına göre ne yapmak istediğinizin hiçbir önemi yok. Yapmanız ve yapmamanız gerekenler zaten belli. Bundan ala psikolojik şiddet olabilir mi?

Cinsel şiddet ve fiziksel şiddette kadına uygulanan şiddetin en ağır boyutları. Öyle ki her 3 kadından birisi cinsel şiddet ya da fiziksel şiddet mağduru. Kısacası, kadına şiddet sorununa odaklanmak ve bu sorunu çözmek için yapılması gereken şeyler belli. Pozitif ayrımcılık yapmaya ya da özel bir çalışma yapmaya gerek yok. Kadının toplum içindeki sınıflandırılması ve kadından beklentilerin ortadan kaldırılması, şiddet sorununu çözmeye yetecektir.

0 0 0 0 0 1
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Erkek hegemonyasının ”Kadına Şiddet” üzerindeki etkileri ve kadına şiddetin boyutları neler?

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 1