Akşam Vakti a 20:44
Mersin AÇIK 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • Rıfat Şentürk
  • Blog
  • Kadına karşı şiddet, bir güç gösterisinden ziyade her zaman bir zayıflık göstergesidir.

Kadına karşı şiddet, bir güç gösterisinden ziyade her zaman bir zayıflık göstergesidir.

Kadına karşı şiddet, bir güç gösterisinden ziyade her zaman bir zayıflık göstergesidir. Bazı canlılar, bireylerden fiziksel olarak güçsüzdürler. Tamamen fizyolojik olan bu durum sonucunda bireyler kendilerinden güçsüz olan bu canlılara şiddet uyguladıkları sürece aslında ne kadar güçsüz olduklarını göstermektedirler. Şiddet, insanlık tarihi boyunca hiçbir zaman destek görmemiştir. Şiddet gösterimi, toplum tarafından kınanmış bir davranıştır. Şiddetin her türlüsü eşittir. Bazen bir kadına, bazen bir erkeğe ve hatta bazen bir hayvana yapılan şiddet her zaman büyük bir sorun teşkil etmektedir.

Maalesef ki günümüzde hala şiddetin önü kesilememiştir. Eski çağlardan beri her zaman özel anlam kılan kadın, aradan asırlar geçmesine rağmen şiddete maruz kalmaktadır. Kadına karşı şiddet belirli bir toplumun değil, Dünya üzerinde bulunan herkesin yüz kızarıklığı ve öfkesinin sebebidir. Kadınlara fiziksel şiddet uygulayanlar genelde kadınların yakın çevresindeki bireylerdir. Hiçbir hak, hiçbir durum şiddeti haklı kılmaz. Kadınların korunması ve güvenli bir şekilde hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli kurum ve kuruluşlar bulunmaktadır. Bu kurum ve kuruluşlar işe yaramaktadır fakat yeterli değildir. Bu yüz kızartıcı durumun önünü toplumun bilinçlenmesi ile kesebiliriz. Bu durumların bireylere çocuklu yaşlarından itibaren verilen eğitimlerin içerisinde bahsedilmesi gereklidir. Bunun yanında toplumda oluşan ataerkil yapı durdurulmalıdır. Bu durum kadın bireylerin hem psikolojik hem de fiziksel şiddet görmesine zemin hazırlamaktadır.

Kadına karşı şiddet, toplum bilinçlendikçe aşılır. Her ne kadar toplum, kadınlara, çocuklara, hayvanlara, erkeklere yaşayan her şeye saygı gösterirse o zaman toplum bilinçlenir. Toplumun bilinci tamamen içerisinde bulunan insanların elindedir. Devlet toplumun bilinçlenmesi için çalışmalar yapmalıdır fakat bu çalışmaların bir alıcısı olmalıdır. İşte bu durumda bilinçlenme işi aslında tamamen toplumun elindedir. Toplum bu bilinci kazandığı sürece etrafta olan her şeye saygı gösterir.

Kadına Karşı Psikolojik Şiddet

Kadına karşı şiddet, fiziksel şiddetin yanında maalesef psikolojik şiddet de barındırır. Edilen hakaretler, yolda yürürken bakışlar tarafından süzülmek ve topluma yerleşen olumsuz birçok algı gibi etmenler psikolojik şiddete girmektedir. Kadınlar iş ararken bile psikolojik şiddete uğrayabilmektedir. Toplumda kalıplaşmış olan olumsuz düşünceleri aşamamamız sonucunda oluşan bu düşünceler. Kadının, bir iş bulmasında bile şiddete uğramasına sebep olmaktadır. Psikolojik şiddet, atlatılması güç bir durumdur. Bazı zamanlarda tek başına atlatılamaz ve gerekli psikolojik yardım alınır. Kadın, bu durumu yaşamak zorunda değildir. Sadece kadın değil hiçbir canlı bunu yaşamak zorunda değildir. İşte bu yüzden eşitlik her zaman toplumlarda olması gereken en önemli husustur. Kadına karşı şiddet, toplumun açık yarasıdır. Kadınlar, asırlar önce el üstünde tutulurdu. Bereket, güzellik, iyi şans ve bu çeşit bir sürü olumlu anlamlar kadınların varlığına yüklenirdi. Eskiden atalarımız, kadınları bu kadar el üstünde tutuyorken şimdi bu dönemlerde hala şiddetin tartışılıyor olması aslında ne kadar geriye gidildiğinin kanıtıdır.

Toplumsal Eşitlik

Kadına karşı şiddet, toplum içinde de görülmektedir. Kadın, bulunduğu her ortamda her birey gibi istediği şeyleri refah içerisinde yapmalıdır. Bir erkek ile kadına eşit ölçüde değer vermeyip eşitlik sağlamamak her iki cinsiyet ve insanlık için birer hakarettir. Kadınlar erkekler ile aynı işte çalışıp aynı maaşı almalıdır. Yapılan iş gücünün aynı olmasına karşı verilen ücret de aynı olmalıdır. Toplumun ve toplumların bu sığ düşünceden derhal kurtulması gerekmektedir. Sadece kadınlar ile sınırlı kalmayan şiddet, her canlı için aynı derecede tehlike barındırmaktadır. İnsanların birlik olup bu tabuları yıkması gerekmektedir. Birlik olmak, insanların doğasında olan bir iç güdüdür. Birlikte tabular çok daha kolay yıkılmaktadır. Kadınlar, erkekler her kim olursa olsun her canlı şiddete uğramamalıdır ve toplum bilinçli davranmalıdır.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kadının toplumdaki yeri ve önemi nedir?

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0